Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Kanal İstanbul projesine yönelik sert bir basın açıklaması yaparak, projenin bir rant projesi olduğunu ve İstanbul'un yaşam kaynaklarının talan edildiğini savundu. TMMOB, projenin derhal durdurulması çağrısında bulundu.
30 Nisan 2025 tarihinde yapılan açıklamada, TMMOB, projenin bir ulaşım veya güvenlik projesi olmadığı, İstanbul Boğazı'nı koruma bahanesiyle kentin değerli doğal varlıklarını, su kaynaklarını ve tarım arazilerini ranta açmayı hedefleyen devasa bir gayrimenkul projesi olduğu belirtildi. Mevcut ÇED raporunda öngörülen risklere dikkat çekilerek, kanalın açılması durumunda Karadeniz ve Azak Denizi'ndeki su seviyesinin azalmasının Türkiye için büyük riskler yaratacağı ifade edildi.
"Kanal Bahanesiyle Talan İstanbul"
Yıllardır kamuoyunun Boğaz'daki gemi trafiği ve kaza riskleriyle oyalandığı belirtilen açıklamada, projenin asıl hedefinin kanal güzergahı çevresinde yeni bir şehir kurmak ve büyük bir rant elde etmek olduğu ileri sürüldü. Planlanan nüfusun başlangıçta ifade edilen 500 binin çok üzerinde olacağı, ÇED raporlarındaki tesis kapasitelerinin 2 milyonluk bir eşdeğer nüfusa işaret ettiği kaydedildi. Özellikle "Özel Proje Alanları" adı altında genişletilen bölgelere tanınan ayrıcalıkların, projenin kamu yararından ziyade belirli sermaye gruplarının çıkarına hizmet ettiği savunuldu.
Projenin lokomotifinin TOKİ eliyle yürütülen on binlerce konutluk inşaatlar olduğu belirtilerek, hukuki süreçler devam ederken ve planlar mahkemelerce iptal edilirken dahi, İstanbul'un kritik su havzaları, meraları ve tarım arazileri üzerinde inşaatların hız kesmeden sürdüğü ifade edildi. Kamuoyuna "sosyal konut" olarak sunulan bu projelerin, Kanal projesinin yaratacağı beklentiyle bölgedeki arazileri değerlendirmek ve yeni rant alanları oluşturmak amacı taşıdığı öne sürüldü.
"İstanbul Susuzluğa Mahkum Ediliyor"
Kanal İstanbul projesinin yıkıcı sonuçlarından birinin, kentin hayati su kaynakları üzerinde neden olacağı geri dönülmez tahribat olacağı vurgulandı. İstanbul'un zaten su kıtlığı yaşayan bir kent olduğu hatırlatılarak, Sazlıdere Barajı'nın proje nedeniyle tamamen ortadan kaldırılacağı ve Terkos Gölü'nün de risk altında olduğu belirtildi. Ayrıca, proje güzergahının İstanbul'un stratejik yeraltı suyu rezervlerinin bulunduğu alanları içerdiği ve kanal kazısının yeraltı suyu akışını bozarak tatlı su rezervlerinin tuzlanmasına yol açacağı ifade edildi.
"Tarım Alanları ve Ormanlar Yok Ediliyor"
Proje ve çevresindeki yapılaşmanın, İstanbul'un gıda güvencesi ve ekolojik dengesi için hayati öneme sahip tarım ve orman arazilerini de yok ettiği belirtildi. Binlerce hektar verimli tarım ve mera arazisinin beton yığınlarına dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu, İstanbul'un nefes borusu olan Kuzey Ormanları'nın önemli bir bölümünün de geri dönülmez biçimde tahrip edileceği savunuldu.
"Hukuksuzluk ve Bilimin İnkarı"
Projenin başından itibaren yürütülen sürecin, bilimin ve hukukun sistematik olarak inkar edilişinin örneği olduğu ileri sürüldü. Planların defalarca değiştirildiği, yargı süreçlerinin yeterince dikkate alınmadığı ve proje alanında inşaat faaliyetlerinin hızla devam ederek fiili bir durum yaratılmaya çalışıldığı iddia edildi.
TMMOB'un Çağrısı
TMMOB, tüm inşaat faaliyetlerinin derhal durdurulması, projenin iptal edilmesi, su havzaları, ormanlar ve tarım alanlarının mutlak koruma altına alınması ve proje için ayrılan kamu kaynaklarının depreme hazırlık gibi acil sorunlara yönlendirilmesi çağrısında bulundu. Tüm İstanbulluları, projeye karşı seslerini yükseltmeye ve mücadeleye destek vermeye davet etti.