Adana’da 4.9 Büyüklüğünde Deprem
20:36CHP’de Mutlak Butlan Kararı: Özgür Özel ve Yönetimi Görevden Uzaklaştırıldı
13:27Kahramanmaraş Valiliği Açıkladı: Yaralı Öğrencilerin Son Durumu Paylaşıldı!
10:00Van’da 5.2 Büyüklüğünde Deprem! Tuşba Merkezli Sarsıntı Çevre İllerde de Hissedildi
14:51Türk Hava Sahasına Yönelen Balistik Füze Engellendi
14:25İran’dan Şok İddia: “Netanyahu’nun Ofisini Füzelerle Vurduk, Akıbeti Belirsiz”
20:35Elbistan 4.7 İle Sallandı
00:32Kabinede İki Bakan Değişti! İçişleri ve Adalet Bakanlığına Yeni Atamalar Resmi Gazete’de Yayımlandı
11:40DEVA Partisi'nden İstifa Eden İrfan Karatutlu Ak Parti'ye mi Geçiyor?
11:07Kahramanmaraş Dahil 72 İlde Nefes Kesen Uyuşturucu Operasyonu
Herkese merhaba...
Evet, gitmemiştim ve buralardaydım.
Yani yeni gelmedim, sekiz yıl aradan sonra geri geldim.
***
İlk yazım, 17 Mayıs 2003 tarihinde Vakit (şimdiki Akit) gazetesinin okur postasında yayınlandı. Ve içeriği tabi ki milli ve manevi duygulara yönelik bir yazıydı. Zamanın CHP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Parlakyiğit, katıldığı bir televizyon yayınında Sütçü İmam Üniversite’nin ismiyle ilgili rahatsızlığını dile getirmiş, ben de iyi bir Vakit okuru olarak cevaben, duygularımı dile getirip gazeteye göndermiştim.
Akabindeki günlerde, kapıya bırakılan gazeteyi elime alır almaz büyük bir heyecanla “Okur Postası” bakmak oluyordu.
Ve 17 Mayıs 2003 günü…
Yazım yayınlanmıştı. O kadar mutlu olmuştum ki…
Az şey mi? Ben de düzene karşı duygularımı ifade edecek bir platform bulmuştum. Evet, gazete ellerimdeydi ve yazım yayınlanmıştı.
***
Vakit gazetesiyle ilişkim iyi bir “okur” ve zaman zaman da “yazar” olarak en az bir on yıl sürdü o dönem. “Bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat sürecinde dik duruşuyla baskılara ve yıldırma politikalarına karşı, tereddütsüz gazetemin yanında yer aldım. Gazeteyi iş yerime götürüyor, bir harfini bile atlamadan, evire çevire büyük biz hazla okuyordum.
Aburrahim Karakoç, Hüzeyin Üzmez, Atilla Özdür, Hasan Karakaya, Hüseyin Öztürk, Aburrahman Dilipak, Ahmet Süreyya Durna, Ali İhsan Karahasanoğlu ve ismini unuttuğum köşe yazarlarından feyz aldım. (Ölenlere Allah’tan rahmet, kalanlara hayırlı ömürler diliyorum) Yazılarını okurken hiç bitmesin istiyordum. Belki de bir köşe yazarı olarak mizacımızın sertliği ondandır.
***
Manşet gazetesi yeni kurulmuştu yerelde.
İdare yeri, Özel İdare İş Merkezi’ydi ve başında da Mehmet Fiskeci vardı. Mehmet Abi’yle ilk tanışıklığımız o vakitler başladı. Birkaç hafta süren Manşet maceram yediğim “fiske”yle nihayete erdi. Maraş’ta gazetecilik anlamında işlerin nasıl yürüdüğüne dair iyi bir deneyim edinmiştim yediğim tokatla…
Derken Haber 46 ile kesişti yolumuz… Haftalık olarak, genel ve siyasi gündeme ilişkin yazılar yazıyordum. Beğeniliyordu da…
Bir süre burada devam ettim ve daha sonra Haber 46’yı bırakarak Mehmet Taş Ağabeyin Maraş Gündem’ine geçtim.
Maraş Gündem’de iyi bir okur kitlesi yakalamıştım. Açıktan olmasa da insanlar yazılarımı sevdiğini dile getiriyordu. Bu da mutlu ediyordu beni. Bazen de siyasi cenahtan gelen sert rüzgarlara maruz kalıyordum. Evet, Ak Parti’nin en şaşalı günleriydi o vakitler. Ama şimdi olduğu gibi o zaman da partide olmaması olamaması gereken adamlar, olmaması gereken makamlara geliyordu. Ve sertçe eleştiriyordum.
O süreçte bir sezon da televizyonda canlı yayınlara çıktım. Aksu Tv’nin halen devam eden uzun soluklu programı “Artı Eksi”ye, Genel Müdür Cüneyt Beyit’in daveti üzerine dahil olmuştum. Sevgili Abim Serdar Erdoğanyılmaz ve Gazeteci Ali Eskalen ile bir sezon devam ettik.
Hatta birkaç canlı yayın programı da zamanın Belediye Başkanı Mustafa Poyraz’la yapmıştık.
Sonrası malum…
***
Tv’deki canlı yayın programı bitmiş, yazılar sıkıntı olmaya başlamıştı. Bizde adettendir! Güzel şeyler yazarsın kimse teşekkür etmez. Fakat eleştirdiğin zaman derhal okların hedefi olursun. Araya asla kıramayacağın kişiler girer…
Öyle de oldu ve artık yazamaz(!!) olmuştum. Ya bırakmalıydım dimdik, ya da devam etmeliydim yamuk yumuk!
Ben birinci şıkkı seçtim.
Böylece, aralıksız devam ettiğim sekiz yıllık Maraş Gündem yolculuğunun da sonuna geldim. Bu süreçte çok deneyimler ve dostlar (ve elbette düşmanlar da) kazandım. Yazdığım hiçbir yazıdan asla pişman değilim. Konjonktüre göre yazılarım oldu, ama şükürler olsun yanlışım olmadı. Yazarken doğrularımdan ve değerlerimden taviz asla vermedim.
Sonrasında, Mustafa Karaaslan’ın Kanal Maraş’ında ve Mehmet Taş’ın Maraş Gündem Tv’sinde canlı yayınlar yaptık seyrek de olsa.
***
Yaklaşık sekiz yıl bir zaman geçmiş en son yazımın üzerinden.
Yeteri kadar olmuş değil mi? (Bence oldu…)
O halde bu ilk yazım olsun. “Bismillah” diyerek kısmetse, bundan sonra belli bir düzen de olmasa da sahibi olduğum haberilica.com.tr’de birlikte olacağız.
Dikleşmeden dik durarak; efendice, fakat asla “uysal koyun” olmadan!
Gerektiği yerde gerektiği gibi…
Bu mecraya biraz kalite katabilirsek ne mutlu bize!
Öyleyse hoş bulduk dostlar, arkadaşlar, büyüklerim ve de canlar…
13.04.2026 - 22:44
06.04.2026 - 18:54
30.03.2026 - 09:43
22.03.2026 - 19:29
23.02.2026 - 12:14
15.02.2026 - 15:30
20.01.2026 - 20:36
06.01.2026 - 10:20
11.12.2025 - 22:13
23.09.2025 - 19:28
28.08.2025 - 08:40
25.07.2025 - 11:24
01.07.2025 - 14:13
10.06.2025 - 23:06
27.05.2025 - 07:51
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir