x


x
x

Bir Ramazan ayını daha geride bıraktık. Bereketinden, rahmetinden, feyzinden nasiplenenlere ne mutlu…

Hayırlar yerlerine ulaşırken, umutla bu mübarek oruç ayını bekleyenler vuslata erdi; iftar sofraları memleketin her yanına kuruldu.

Ayağına gelen fırsattan nasiplenenler nasiplenirken, nasibi olmayanların avuçlarından ise mübarek ay köpük gibi eriyip gitti

İftar sofralarının sonuncusu Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nda kuruldu. Mekân ve sofra sahibi Ticaret Odası olunca ve davetliler arasında siyaset ve iş dünyasının kentteki zirve isimleri de yer alınca, gözler bu iftara çevrildi.

Öyle ya… Konuşmalar yapılacak, satır aralarında mesajlar verilecekti!

Hele bir de siyaset ile iş dünyası arasında esen soğuk rüzgârlar vardı ki, bu iftarı hepten önemli kılıyordu. Herkesin aklında aynı soru:
“Neler olacak, buzlar eriyecek mi?”

Siyasetin kentteki söz sahibi Sayın Vahit Kirişçi, sanki önceki sözlerinin arkasında dururcasına daha günler önce bir kez daha,
“Cumhurbaşkanıma laf söyletmem.” demişti.
Yani ortada bir geri adım yoktu.


Vahit Kirişçi ile iş dünyası (ya da Hanefi Öksüz) arasındaki konuyu bilmeyen yok. Kirişçi’nin bu net duruşu sonrası, iftarda da gözler iki isim arasındaki en küçük mimiklere kadar çevrildi.

İkili, uzun bir aradan sonra ilk kez aynı ortamda, aynı masada, aynı karede görüntülendi.

Peki temas oldu mu?

Aldığım bilgilere ve izlenimlerime göre, aynı kareye girmek mesafeyi kapatmaya yetmedi.
Tokalaşmayı bırakın, neredeyse göz teması bile kurulmadı.

Oysa beklenti farklıydı…
Buzların erimesi, ilişkilerin normalleşmesi yönünde bir hava vardı.

Kaldı ki daha önce yapılan açıklamalarda iş dünyası, Öksüz’e sahip çıkarken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan bağlılıklarını bu meseleden ayrı tutmuştu.

Buradan hareketle şunu söylemek mümkün:
Kirişçi haricinde, iş dünyasının AK Parti teşkilatıyla doğrudan bir sorunu yok gibi görünüyor.


Şimdi gelin, konuşmalara yansıyan mesajlara bakalım:

Sayın Vahit Kirişçi’nin konuşmasına baktığımızda, daha ılımlı bir dil dikkat çekiyor:

“Devletimizin güçlü iradesi, milletimizin dayanışması ve iş dünyamızın kararlılığıyla bu süreci yönetmeyi başardık.”

Bu ifadeler açıkça bir zeytin dalı niteliği taşıyor.

Ancak aynı yumuşama, iş dünyası cephesinde karşılık bulmuş mu?

Pek öyle görünmüyor…

Sayın Hanefi Öksüz’ün şu sözleri oldukça dikkat çekici:

“Unutmamalıyız ki; makamlar da imkânlar da geçicidir. Kalıcı olan, ortaya koyduğumuz eserler ve dokunduğumuz hayatlardır. ‘Ben’ değil ‘biz’ diyebildiğimiz ölçüde güçleniriz.”

Bu cümlelerdeki kelimeler özellikle seçilmiş gibi:
“makam”, “imkân”, “ben”, “biz”, “eser”, “hayatlara dokunmak”…

Mesajın adresi sizce de yeterince açık değil mi?

Ayrıca,
“İş dünyası olarak güçlü bir birlik ve beraberlik örneği sergiliyoruz.”
ifadesinde dikkat çeken bir başka detay var:

Bu cümlede “siyaset” yok.


Başkan Mustafa Buluntu’nun sözleri de benzer bir çizgide:

“Biz günü kurtarmanın değil, geleceği kurmanın peşindeyiz.”

Bu cümle ister istemez şu soruyu akla getiriyor:
“Peki günü kurtarmanın peşinde olanlar kim?”


Genel tabloya baktığımızda;

  • Vahit Kirişçi’nin konuşmasında birlik ve yumuşama vurgusu öne çıkıyor,
  • Öksüz ve Buluntu’nun mesajlarında ise iş dünyasının kendi iç dayanışması vurgulanıyor.

Ancak dikkat çeken en önemli detay şu:
İş dünyası ile siyaset arasındaki ortak birlik vurgusu eksik.

Bazı meslektaşlarım, aynı karede yer alınmasını “birlik-beraberlik” olarak yorumlasa da ben aynı kanaatte değilim.

Elbette; siyasetçisiyle, iş dünyasıyla, STK’larıyla, basınıyla ve üniversiteleriyle gerçek bir birliktelik herkesin temennisi…

Ama görünen o ki:
Şimdilik mesafe korunuyor.

 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Spor Teknoloji Eğitim Videolar Sağlık
Anasayfa Kategoriler Canlı Yayın
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !